Inishmaan'ın Sakatı
İrlanda kıyılarında, Aran Adaları diye adlandırılan üç sıra adacıktan biri Inishmaan. Bir pub, bir kilise, bol inek ve kıyılarına köpek balığı bile uğramayacak kadar ıssız, küçük, kayalık, verimsiz bir ada. İngiltere sömürüsü altında yaşamış, baskıya, savaşlara, kıtlığa alışmış ve akabinde öz güvenini kaybetmiş, adanın kaba, yoksun, dünyadan kopuk halkı. Inishmaan; ağıt yakan rüzgarın adası.

1934 yılında, Amerika'dan bir film ekibi, komşu ada Inishmore'a çekim için gelir. İşte İrlanda'lı yazar Martin McDonagh, bu çekimin arka planında, Inishmaan adasında yaşayan üç gencin, Inishmore'daki çekime katılıp, oradan bir umutla Amerika'ya gitme hayallerini karanlık güldürü bir uslupla ve masalsı bir biçemle sergiler bizlere. Karanlıktır; çünkü üç gencin merkezinde duran Billy (Deniz Gönenç Sümer) sakat olan sol kolu ve sağ bacağına karşın yüreğinin, düşüncelerinin sağlamlığı arasındaki tezatlığı, üvey teyzeleri dahil ada halkının, Billy'nin fiziksel durumunu baz alarak var olan tezatlığı şiddetli çatışmalara döndürmeleri, kimi zaman seyri zor dramatik bir anlatıma sürükler. Güldürüdür; Helen (Pelin Gülmez) ve Bartley (Mertcan Semerci) kardeşlerin ada yaşamının dayattığı sınır ve kurallara karşı umursamaz tavırları, adanın dış dünya ile tek iletişim kaynağı olan Johnnypateenmike'nin (Atsız Karaduman) haber toplama çabaları ve içki ile öldürmeye çalıştığı annesi (Sema Çeyrekbaşıoğlu) ile olan ilişkisi hayatın trajikomik tarafını yansıtır. Ve evet, ayrıca bu bir masaldır. Çünkü; buram buram umut kokar tüm oyun.
Oyun, Billy'inin yetersizlikler içindeki çırpınışlarını anlatmakla kalmaz, koyu ve sert bir şekilde İrlanda tarihini, halkını ve kilisesini de eleştirir. Bu eleştiriler genelde Helen üzerindendir. Çünkü Helen adanın en asi, en kural tanımaz kızıdır ve yıkılmaz bir tabu gibi önlerine çekilmiş bu setlere ancak Helen gibi birisi saldırabilir. Papazların cinsel sapkınlıklarına ve İrlanda'nın İngiltere karşısındaki pasifliğine hicvi ustalıkla dokunduran McDonagh, kimi yerlerde anarşist söylevler ile bir nevi İrlanda'nın direnişçi ruhu ile oyunda da çok sık işlenen halkın bitkin ve güvensiz yanını az da olsa köreltmeye çalışmış gibi. Özellikle İrlanda İngiltere oyununda üç yumurta ile koca İrlanda tarihinin anlatımı eşine az rastlanır bir betinleme.

Yönetmen Ahmet Levendoğlu'nun İrlanda'nın orta batı kıyısı dolaylarının dil özelliklerini Türkçe'ye aktarmadaki başarısını özellikle belirtmek gerek. Orjinal dildeki ayrıksılığı, tuhaflığı, aykırılığı ve kuralsızlığı korumaya çalıştığını belirten Levendoğlu, bu biçemi dilimize aktarmaktaki ustalığıyla oyunun irlandalı olma havasını tamamlamış gözükmekte. Metni bu derece iyi belleyen Levendoğlu, dekoru kayalık bir ada görünümünde, bütün içinde, bir arada tutarak ve sahne değişimlerinde bu görünümü kendi etrafında döndürerek göstergelerden oluşan bir anlatım biçimi uygulamış. Sahneler arasındaki ritm farklılığı ile de oyun ve metin arasında nedensellikten çok göreceli bir bağ kurulmasını, oyucuların hareket ve yorumlama sınırının genişlemesini sağlamış.

Ahmet Levendoğlu, ilk kez bu oyun ile profesyonel tiyatro hayatına adım atan üç genç tiyatrocuyu bizlere tanıştırdığı için de ayrıca bir övgüyü hak ediyor. Billy rolü ile 2006 Bilkent Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu Deniz Gönenç Sümer, Helen rolü ile 2005 Anadolu Üniversitesi Devlet konservatuarı mezunu Pelin Gülmez, Bartley rolü ile Kadıköy Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi Mertcan Semerci. İlk profesyonel oyunları olmasına rağmen üçü de takdiri hak eder bir performans sergilemiştir.
Deniz Gönenç Sümer, gerek beden kullanımı ve gerekse devinduyumsal hareketleri ile Billy'i kusursuz bir şekilde sahneye ulaştırarak gelecekte son derece kaliteli işlere imza atacağı sözünü veriyor. Bir kaç derece büyük oynasa da, gerek güzelliği ve gerekse karakterin sevimli yönünü iyi yansıtmasından, Pelin Gülmez'in de son derece iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Kanal Türk'te yayınlanan "Hayırdır İnşallah" isimli sit-comda rol alan Pelin Gülmez'i bu tür sit-com ya da diziler yerine tiyatro sahnelerinde görmek tercihimdir. Oyunun en genci Mertcan Semerci'nin nasıl bir karakter yaşatmasını, bunu nasıl sahnelemesi gerektiğini bilmesi ve bunu iyi bir şekilde uygulaması, tiyatromuz için ümit verici.
Ve final; tüm oyuncuların kayalıkları terk edip, masalsı havayı pekiştirir bir şekilde, İrlanda'nın harika ezgileri eşliğinde dans etmeleri ardından bir mucizeye tanıklık edinilmesi, üç saatlik duygular ve ritmler hengamesinden sonra, harika bir dinginlikle tiyatrodan ayrılmanızı, Inishmaan'ın kayalıklarından süzülerek, gerçek hayata üsten bakmanızı sağlıyor.
<%EntryCommentCount%> yorum yazılmıştır