Şubat 27, 2007

Nöronların İmhası - Polis

Gerçek, duyuların sapladığı, zihnimizde oluşan yansımalardır. Bilincimizin yaşam alanı. Nöronların oluşturuduğu hafıza yollarının seyri ve boşluklarından zıplayabilme becerisidir hatıra dediklerimiz.  Bu derece anlık ve mutlak olmayan olasılığı içinde barındıran gerçeğe bağlı kalanlara Lawrence Durrell ile birlikte şaşırmak gerek. Bu şaşkınlık ile çevremizde bizi saran engelleri ölümsüz bir kahraman edasında etkisiz hale getirmenin tek mümkün olan dünyasına, gerçek üstü, bilinç harici mekana, ruhumuzun asıl yaşadığı yere, bilinçaltımıza gitmeli. Kafatasımızın içinde büyüyen mafya yansımalı URdan, bizde ve bizden olanları kurtarmak için kahraman polis Musa Rami olmalı.

Çare, sosyal alanın zorladığı kuralların dışındadır kimi zaman. Dört bir yanımızı sarmış çemberi yarmanın tek yolu, elimize "bir orospu çocuğu kadar temiz" gümüş rengi silahı alıp, en masum sosyalleşmenin içine kurşuk sıkmaktan geçebilir. Gel gör ki kurşun sıktığımız yer, çemberin ana kiliti olsun. Eğer Musa Rami iseniz ve sıktığınız kurşun kafanızdaki mafya patronuna değilde bir masuma gelmiş ise, işte o zaman bilincinize sığmaz olacaksınız. Hele bir de iflasın boşalmasını gömleğinizde gördüğünüzde, kesişen zamanların tekrarlılığı içinde inanç ile çaresizliği aynı eksende tutmaya çalışacak, küçük, saf, temiz animanıza yaklaşamamanın ızdırabı ile kendinizi feda edeceksiniz. Lakin mafya tüm nöronlarınızı yok etmek için harekete çoktan geçmiş ve sizin çok kısa bir zamanınız var. 

Savaş, kıyametin küçük prototipidir aslında. Bu savaş beyninizde ise, Tekvir Suresindeki kıyameti yaşamaya başlarsınız.

 

"Güneş dürüldüğünde / Yıldızlar kararıp döküldüğünde"

 

Tüm çaba dökülmeye başlamış yıldızları kurtarmak. Velev ki bu yıldızlar karamsarlığınız ile çoktan sönmeye yüztutmuş bile olsa. Çünkü o sizindir ve sizden başkasının dokunmaya hakkı yoktur.

İçerden sıkamadığınız kurşunu, kafatasınızın dışından sıkıp, yenilginin en reziline razı geldiğiniz an, yanından ayrılmadığınız duvarın sunduğu ilahi gerçeklikle, sandığınız gerçekliği yerle bir edersiniz.

"Alemlerin rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz."

Artık kurguladığımız gerçeklikten tüm bağları koparma zamanıdır. Bu bağlardan sonuncusu olan Funda'dan ilk kez sevdiğini duyup ardından bunu yalanlayıp kurgumuzdan çıkarma...

 

Boşalmış bir hayat, kabir yanlızlığı.

 

Tıpkı Musa Rami'nin son aile yemeğini, ailenin reisi olduğu halde masanın kenarından yemesi gibi, bizler de Musa Rami'yi aynı kenardan seyrediyor ve onun kıyametine şahit oluyoruz, Onur Ünlü'nün Polis'inde. Filmin sonunda, ağzımızda kalmış absürt bir tat ile olması gerekenleri sorguluyoruz. Anlıyoruz ki olması gereken diye bir gereklilik yok aslında. Kurguladıklarımız dışında.

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşına Gönder!

<%EntryCommentCount%> yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »